Oluşturma Tarihi 06 Ağustos 2026 10:50
Avrupa'daki doğal gaz depolarının doluluk oranı ağustos ayının ilk günlerinde yüzde 58'in altına düştü. Bu oran, günlük verilerin tutulmaya başlandığı 2011 yılından bu yana aynı dönem için kaydedilen en düşük seviye olarak dikkat çekiyor.
Geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 12 puanlık düşüş yaşanması, kış öncesinde tamamlanması gereken stokların önemli ölçüde geride kaldığını ortaya koyuyor.
Avrupa Birliği ülkelerinde bulunan depolama tesislerinin toplam kapasitesi 102 milyar metreküpün biraz üzerinde. Bu depolar, normal kış şartlarında doğal gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 30'unu karşılayabilecek rezerv sunuyor.
Bu nedenle depolar yalnızca olası arz kesintilerine karşı güvence sağlamıyor; aynı zamanda kış aylarında artan talebin pahalı spot piyasalardan karşılanmasının da önüne geçiyor. Ancak stok seviyelerinin düşük kalması, soğuk hava koşullarında fiyatların hızla yükselmesi ve enerji tasarrufuna yönelik tedbirlerin yeniden gündeme gelmesi riskini artırıyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI LNG TEDARİKİNİ OLUMSUZ ETKİLEDİ
Avrupa'nın mevcut kırılganlığının temelinde son yıllarda değişen doğal gaz tedarik modeli yer alıyor. Rusya'dan gelen boru gazının azalmasıyla birlikte kıta, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına daha fazla bağımlı hale geldi.
LNG sayesinde tedarikçi çeşitliliği artsa da uzun vadeli boru hattı anlaşmalarının sağladığı fiyat istikrarı büyük ölçüde ortadan kalktı. Avrupa artık aynı LNG kargoları için Asya pazarındaki alıcılarla rekabet etmek zorunda kalıyor.
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan sorunlar bu bağımlılığı daha görünür hale getirdi. Katar'ın küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini oluşturan sevkiyatlarının aksaması, uluslararası piyasadaki kullanılabilir kargo miktarını önemli ölçüde azalttı.
Normal şartlarda depolarını Katar kaynaklı LNG ile doldurmayı planlayan Avrupa, sevkiyatların sekteye uğramasıyla ABD ve diğer üreticilere yönelmek zorunda kaldı. Ancak aynı kaynaklara Asya ülkelerinin de talep göstermesi, LNG piyasasında rekabeti daha da artırıyor.
KIŞ SENARYOLARINDA FİYAT FARKI DİKKAT ÇEKİYOR
Avrupa'da doğal gaz fiyatı temmuz sonunda megavatsaat başına yaklaşık 60 euro seviyesine kadar yükselmişti. Diplomatik çözüm beklentileriyle birlikte fiyatlar 53 euro civarına gerilese de savaş öncesindeki yaklaşık 31 euroluk seviyelerin hâlâ oldukça üzerinde bulunuyor.
Uzmanların hazırladığı senaryolarda ise kış aylarına ilişkin önemli fiyat farklılıkları öne çıkıyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi ve Katar LNG sevkiyatlarının yeniden başlaması halinde fiyatların megavatsaat başına 60-80 euro bandında kalabileceği değerlendiriliyor.
Buna karşılık Katar gazının piyasaya dönememesi ve kışın beklenenden daha sert geçmesi durumunda ortalama fiyatın kasım-mart döneminde 110 euro seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor. Böyle bir tabloda Avrupa depolarındaki doluluk oranının mart sonunda yüzde 10'a kadar gerilemesi bekleniyor.
Kış sonunda depolarda güvenli kabul edilen yüzde 16'lık stok seviyesinin korunması hedeflenirse fiyat baskısının daha da artabileceği belirtiliyor. Bu senaryoda doğal gaz fiyatlarının megavatsaat başına 210 euroya kadar çıkabileceği ifade ediliyor.
Her ne kadar bu seviye 2022 yılında görülen 300 euronun üzerindeki tarihi zirvenin altında kalsa da mevcut fiyatların yaklaşık dört katına karşılık geliyor.
DEPOLAMA MALİYETLERİ ŞİRKETLERİ ZORLUYOR
Avrupa'nın karşı karşıya olduğu sorun yalnızca yeterli LNG bulmakla sınırlı değil. Mevcut piyasa koşulları, satın alınan gazın depolanmasını ekonomik açıdan da cazip olmaktan çıkarıyor.
Bugünkü doğal gaz fiyatlarının, kış aylarında teslim edilecek kontratlardan daha yüksek olması nedeniyle şirketler pahalıya aldıkları gazı ilerleyen aylarda daha düşük fiyata satma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Bu durum depolama faaliyetlerini yavaşlatırken, stokların yüzde 80 seviyesine ulaşabilmesi için güçlü enjeksiyon hızına ve bazı ülkelerde kamu desteğine ihtiyaç duyulabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği'nin bağlayıcı depolama hedefi yüzde 90 olarak devam ediyor. Ancak Avrupa Komisyonu, olağanüstü piyasa koşulları nedeniyle ülkelerin esneklik hükümlerini kullanarak yüzde 80 seviyesini yeterli kabul edebileceğini belirtiyor.
Buna rağmen piyasa tahminleri, depoların kış öncesinde ancak yüzde 67-76 doluluk oranına ulaşabileceğine işaret ediyor.
SANAYİ VE HANELER ÜZERİNDEKİ ETKİLER BÜYÜYEBİLİR
Avrupa, 2022 enerji krizine kıyasla bugün daha düşük doğal gaz tüketiyor ve elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla yararlanıyor. Bu durum olası bir arz krizinin etkisini kısmen sınırlayabilecek önemli bir avantaj sağlıyor.
Bununla birlikte doğal gaz, sanayi üretimi, elektrik üretimi ve konutların ısıtılması açısından kritik önemini koruyor. Fiyatların yükselmesi; gübre, kimya, cam, seramik, metal ve gıda sektörlerinde maliyet baskısını artırabilir.
2022 enerji krizinde birçok Avrupa şirketi üretimini azaltmış, bazı tesislerini geçici olarak kapatmış ve yatırımlarını daha düşük enerji maliyetine sahip ülkelere yönlendirmeyi değerlendirmişti. Benzer bir fiyat artışı yaşanması halinde Avrupa sanayisinin rekabet gücü yeniden tartışma konusu olabilir.
Yüksek enerji maliyetlerinin ürün fiyatlarına yansıması ise enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
TÜRKİYE DE DOLAYLI ETKİLENEBİLİR
Avrupa'nın depolarını hızla doldurmak amacıyla LNG alımlarını artırması, Türkiye açısından da bazı riskler barındırıyor. Avrupa'nın daha yüksek fiyatlarla LNG piyasasına yönelmesi, Akdeniz ve Atlantik'teki spot LNG fiyatlarının yükselmesine neden olabilir.
Türkiye doğal gaz ihtiyacının önemli bölümünü uzun vadeli boru hattı anlaşmalarıyla karşılasa da spot LNG fiyatlarındaki yükseliş, ek ithalat maliyetleri ve doğal gazla elektrik üretiminin maliyetleri üzerinde etkili olabilir.
Önümüzdeki dönemde piyasaların odağında Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin normale dönmesi, Katar'ın LNG ihracatını yeniden başlatması, Avrupa'daki depolama hızının seyri ve sonbahar ile kış aylarına ilişkin hava tahminleri yer alacak.