Oluşturma Tarihi 08 Ekim 2026 12:58
Son Güncelleme Tarihi 08 Ekim 2026 13:05
Avrupa Birliği (AB), Çin ile arasındaki büyüyen dış ticaret açığı, ekonomik bağımlılık, güvenlik ve sanayisizleşme endişeleri nedeniyle Pekin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. AB, ekonomik ve ticari korunma araçlarının devreye sokulacağı yeni bir zemine geçiş arayışındayken, Çin tarafı bu adımların ticaret savaşını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
AB-ÇİN TİCARET GÖRÜŞMELERİNDE İKİNCİ TUR
Çin Ticaret Bakanı Vang Vıntao ile AB Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic başkanlığındaki heyetler, AB-Çin Ticaret ve Yatırım İstişarelerinin ikinci turu için Pekin'de bir araya gelecek.
Taraflar ilk kez 30 Haziran'da Brüksel'de görüşmüş ve toplantıda ticaret ve yatırım dengesinin sağlanması, ihracat kontrolleri, fikri mülkiyet hakları ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) reformu olmak üzere dört çalışma alanı belirlenmişti.
Görüşmelerin ikinci turunun sonbaharda yapılması kararlaştırılmıştı.
AB'DEN ÇİN'E KARŞI SANAYİ HAMLESİ
AB, mart ayında duyurduğu Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısıyla başta Çin olmak üzere ekonomide tek taraflı dışa bağımlılık ve sanayisizleşme tehlikesine karşı Avrupa'nın sanayi üretimini güçlendirmeye yönelik adımlar atıyor.
Tasarı kapsamında kamu ihalelerinde menşe kuralları ve yerel üreticilere yönelik teşviklerle kritik sektörlerde sanayi kapasitesinin korunması ve artırılması hedefleniyor.
Çin ise söz konusu tasarının ve AB'nin planladığı daha ileri korumacı tedbirlerin Çinli şirketler açısından yatırım engeli oluşturacağını ve sistematik ayrımcılığa yol açacağını savunuyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in bu hafta başında AB Komisyonuna gönderdikleri mektupta pazara erişimi kesme dahil yeni ticari koruma araçlarının devreye alınması çağrısında bulunması, AB ile Çin arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde yeni bir döneme girildiğine işaret ediyor.
AB'NİN ÇİN İLE TİCARET AÇIĞI 359,8 MİLYAR DOLARA ÇIKTI
AB ile Çin arasındaki mal ticaretinde son yıllarda Avrupa aleyhine büyüyen bir açık bulunuyor.
Taraflar arasındaki ticaret açığı 2015'te yaklaşık 150 milyar dolar seviyesindeyken, 10 yılda iki katını aşan artış gösterdi.
AB Komisyonunun verilerine göre ticaret açığı 2024'te 304,5 milyar dolardan 2025'te 359,8 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde AB'nin Çin'den ithalatı yüzde 6,4 artarken Çin'e ihracatı yüzde 6,5 azaldı.
2025'te Çin'den ithal edilen ürünlerin yüzde 97,3'ünü imalat sanayi ürünleri oluşturdu. Avrupa ülkeleri Çin'den 164,9 milyar dolar değerinde elektrik-elektronik, 106,5 milyar dolar değerinde makine ve donanım, 34,1 milyar dolar değerinde organik kimyasallar, 29,9 milyar dolar değerinde motorlu araçlar ve 21,3 milyar dolar değerinde mobilya ve aydınlatma ürünleri ithal etti.
Çinli üreticilerin elektronik, makine, otomobil ve kimya sanayisi gibi Avrupa sanayisinin küresel ölçekte rekabet ettiği alanlarda Avrupa pazarında güçlü rakip haline gelmesi, ekonomik güvenlik ve sanayisizleşme endişelerini artırıyor.
"İKİNCİ ÇİN ŞOKU" ENDİŞESİ
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, eylülde Avrupa Parlamentosunda yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, "Bazıları 'ikinci Çin şokunun' yaklaştığından söz ediyor. Bu halihazırda oluyor." ifadelerini kullandı.
Avrupa tarafına göre bunun başlıca nedenlerinden biri, Çin'in devlet eliyle özellikle kritik endüstrilere sağladığı destek ve teşviklerle ortaya çıkan ticaret ve sanayi politikaları.
Çin endüstrisinin iç talebi karşılayan miktarın üzerinde üretim yaparak ihracata dönük kapasite fazlası oluşturduğu ve bu yolla küresel pazarları ucuz imalat ürünleriyle doldurduğu belirtiliyor.
"Çin şoku" olarak adlandırılan ilk ekonomik sarsıntı, 1990'ların ikinci yarısı ile 2000'lerin başında Çin'deki devlet desteklerinin yarattığı ucuz çelik ürünlerinin küresel piyasaya yayılmasıyla yaşanmıştı. Bu süreç, çok sayıda ülkede demir-çelik sanayilerinin tasfiye edilmesiyle sonuçlanmıştı.
Avrupa ülkeleri, ulusal sanayilere zarar verecek ikinci bir "Çin şoku" yaşamak istemiyor. Çin'in adil rekabete aykırı ticaret uygulamalarının Avrupa'da sanayisizleşmeye yol açabileceğine ilişkin endişeler de artıyor.
BRÜKSEL YENİ TİCARİ KORUMA ARAÇLARINI TARTIŞIYOR
Daha önce AB'nin Çin'e karşı korumacı önlemler almasına karşı çıkan Almanya'nın da pozisyon değiştirdiğine ilişkin sinyaller verdiği belirtiliyor. Berlin, 2024'te Çin'den elektrikli araç ithalatına ek gümrük tarifesi getirilmesine ilişkin tartışmalarda karşıt tavır almıştı.
Macron ve Merz'in AB Komisyonuna gönderdikleri ortak mektupta pazara erişimin kesilmesi dahil yeni ticari koruma araçlarının devreye alınması çağrısı yapılması dikkat çekti.
Brüksel'deki karar vericiler, Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısındaki sanayi üretimini koruma ve güçlendirme tedbirlerine ek olarak yeni ticari koruma araçları geliştirmeyi planlıyor.
Gündemde, kritik sektörlerde ekonomik bağımlılığa karşı Avrupalı üreticilere en az üç farklı ülkeden tedarik sağlama zorunluluğu getirecek bir çeşitlendirme aracı bulunuyor.
Ayrıca Çin veya diğer ülkelerin misillemelerine karşı Avrupalı üreticileri koruyacak bir dayanışma fonu oluşturulması ve AB Komisyonuna, ABD Ticaret Yasası'nın 301. maddesinin Amerikan hükümetine verdiği yetkiye benzer şekilde tarife koyma yetkisi verilmesi de tartışılıyor.
Macron ve Merz'in mektubunda ayrıca ekonomik zorlamalara karşı Avrupa pazarına erişimin derhal kesilmesi dahil sistematik ve kararlı tepkilerin hızlı karar alma süreçleriyle yürürlüğe sokulabileceği bir mekanizma talep edildi.
ÇİN'DEN AB'YE: "TİCARET SAVAŞINA GİRMEYELİM"
Çin, hem Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısının hem de Fransa ve Almanya'nın ortak mektubunda ima edilen tedbirlerin Çinli şirketler açısından haksız rekabet ve sistematik ayrımcılık yaratacağını savunuyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, Sanayi Hızlandırma Yasası hakkında 27 Nisan'da yayımladığı açıklamada, bataryalar, elektrikli araçlar, güneş panelleri ve kritik ham maddeleri kapsayan stratejik sektörlerde kamu ihalelerinde "AB menşeli" ürünlere öncelik tanınması ve teşvik sağlanmasını öngören düzenlemelerin yabancı yatırımlar açısından kısıtlayıcı nitelik taşıyacağını bildirdi.
Açıklamada, söz konusu düzenlemelerin "yatırım engeli" ve "sistematik ayrımcılık" oluşturacağı vurgulandı.
Çin tarafı ayrıca bu düzenlemelerin DTÖ'nün üye ülkeler arasında ayrımcılığı yasaklayan "en çok kayrılan ülke" ilkesi ile yabancı şirketlerin ulusal pazarda yerli firmalarla eşit koşullarda rekabet etmesini öngören "ulusal muamele" kuralına aykırı olduğunu savundu.
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi de 22 Eylül'de Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile yaptığı telefon görüşmesinde, Çin ve AB'nin çok taraflılığı ve serbest ticareti birlikte savunması gerektiğini belirterek, "Çin ve AB kapsamlı stratejik ortaktır, bir ticaret savaşına girmemelidir." ifadelerini kullandı.
Çin Ticaret Bakanlığının Fransa ve Almanya'nın AB Komisyonuna sunduğu mektuba ilişkin açıklamasında ise şu ifadeler yer aldı:
"Korumacılık rekabetçiliği güçlendirmez, ekonomik ayrışma ve tedarik zincirlerinin kesilmesi kimsenin çıkarına hizmet etmez. Umarız Fransa ve Almanya, dünyanın büyük ekonomileri olarak açıklık, işbirliği, serbest ticaret ilkelerine ve DTÖ kurallarına bağlı kalır, ekonomik ve ticari meseleleri siyasallaştırarak, güvenlik kavramının sınırlarını aşırı genişleterek AB'yi her aşamada korumacı araçlara başvurmaya teşvik etmez."
YENİ ÖNLEMLER İÇİN GÖZLER AB ZİRVESİNDE
AB heyetinin Pekin'de iki gün sürecek istişarelerin ardından gelecek hafta yapılacak AB Konseyi Zirvesi'nde ülke liderlerini bilgilendirmesi bekleniyor.
Yeni ticari koruma araçlarının ise Pekin'deki görüşmelerde ve ardından AB düzeyinde varılacak uzlaşmaya bağlı olarak aralık ayında yürürlüğe konması bekleniyor.